GAMGANA 
Kuşu

 
Hikaye içinde hikaye

        

"Mıncık, Mehmet Kirpi ve Gamgana Kuşu" 

Mıncık bugün yeni tünel keşfetmek için evinden çıkmıştı.

Turuncu çekirdeği diktiği yere de uğrayarak sulamayı ihmal etmedi.

Göl kenarından geçerken korkutucu bir ses duydu. Korktu ve yerinde donup kaldı. 

"Keşke yanımda birisi olsaydı" diye düşündü.

Avrasya'dan Afrika'ya göç eden bir kuş "KÜT" diye ördeklerin arasına gökten düştü. Kanadı donmuş ve titriyordu. Ördekler korkudan kaçtı.

Mıncık "Offffff. Ahhhh. Çak çak" diye bir ses duydu. Merak etmişti tabi ama tanımadığı hayvanlardan uzak durmayı da öğrenmişti. Bazen çok düşüncesiz davranıp çevreye zarar verenler olduğunu biliyordu. 

Sesin geldiği yere baktığında tanımadığı türden, kalın bacaklı bir kuş ayağa kalkmaya çalışıyordu. Tüyleri renkli renkliydi. Boğazında fasulyelerden bir kolyesi vardı. Hemen yanında yerde de turuncu bir çekirdek duruyordu.

Gamgana hep daha barış dolu ve "Coşkulu Doyum"renkli 
bir dünya yaratılabilmek isterdi. 


"İyi misiniz?"diye sordu Mıncık uzaktan.

"Biraz başım dönüyor. Sürüden ayrıldım. Nerede olduğumu tam olarak bilemiyorum" dedi ve cebinden bir pusula çıkardı.

Bu kuş aslında öbür kuşlardan biraz farklıydı. Sürüden ayrılarak, dünya turuna tek başına çıkmak istemişti. 

"Size yardım edebilecek güçlü çiftlik dostlarımı çağırayım mı?" dedi Mıncık.

"Çok teşekkür ederim. Kanadım donmuş pek de ayağa kalkamıyorum," diye cevap verdi kalın bacaklı kuş ve devam etti;

"Benim adım Gamgana, senin ki ne?"

"Benim ki de Mıncık, çok memnun oldum."

"Bende çok memnun oldum."

Dayanamayıp sordu Mıncık "O etrafınızdaki turuncu çekirdeklerden, turuncu çiçek çıkar mı?"

"Hangi çekirdekler?" diye sorarken Gamgana dengesini kaybederek çekirdeğin üzerine düştü. 

Ayağı kırık olduğunu anlayınca ve üstüne düştüğü çekirdek batınca "Ah" diye bağırdı. O arada  çekirdek toprağa gömülüp, yok olmuştu. 

"Ha bak! Kaç gündür uçarken kanadımın altından bir şey batıyordu. Avrasya'dan Afrika'ya göç ederken kanatlarımın arasına sıkışmış demek" dedi ve devam etti;

"Ne güzel, çiçeklere meraklısın. O fırfır çiçeğinin çekirdeğidir. Açınca çok güzel kokar. Herhalde göç etmeden tüylerimin arasına sıkışmış. Kısmet buraya düşmesiymiş."

O gün çok hızlı döndü evine Mıncık. Hemen Gamgana'nın nerede olduğunu çiftlik dostlarına haber verdi.

Gamgana kuşu yakından.

 

 

İyileşene kadar Mehmet Kirpi tarafından korunması için ağaç kovuğunda kaldı.


 

Gamgana Kuşu bir şeyler hissedince tüyleri diken diken olurdu.

Bazen de Gamgana Kuş'u tüylerini çok farklı şekillendirebilirdi. 

Sanki değişik başlıklar takıyormuş gibi.

Bu yüzden Mıncık ne zaman ziyaretine gitse Gamgana Kuşu ona çok farklı görünürdü.

 

 

Bir gün Gamgana Kuşu boya ve fırça istedi. Bir tablo yaptı. 

Özel olarak tüy şeklinde bir yaprak seçerek üzerine yapıştırdı.

Tek ayakta durduğu için ikinci resmi yaparken yoruldu ve tablonun önünde uyuya kaldı.

"Hadi uyan. Sana orta şekerli bir kahve yaptık," dedi Mehmet Kirpi ve "Bu nasıl bir resim?" diye sordu.

"Ah. İşte o benim ailem ve bahçem" dedi Gamgana. Renkleri tarif ederken yüzü güldü.

Mehmet Kirpi hiç hayatında görmediği renkleri gördü bu tabloda.

"Ama bahçende nasıl bu renkler olabilir?"

"O renkler kalbimden geliyor" diye açıkladı Gamgana. 

 

Misafir kuş, yavrularını çok özlediğini söyledi.

Bir kaç gün sonra Mıncık ağaca yaklaşırken Gamgana Kuşunun düştüğü yerde Mehmet Kirpiyi gördü. 

Mehmet Kirpi, o bölgenin koruyucusu olarak görevlendirilmişti ve Rıfat Kaplumbağa ile konuşuyordu

"Kuş nasıl oldu?" diye sordu çok meraklı olan Mıncık ve devam etti "Nasıl günlerini geçiriyor? Ne yapıyor? Ne ile meşgul?"

"Daha iyi, ben her gün ona yemek getiriyorum. Akşam üstü de, bir fincan çay ikram ediyorum, her gün biraz sohbet ediyoruz. Gel sende görüş onunla. Biraz canı sıkılıyor."

Ağaçkakanlar ağacın kovuğunda Gamgana Kuşuna daha geniş bir oda oymuşlardı.

Mıncık, Gamgana Kuşunun yanına doğru gelirken, Gamgana Kuşu "Hoş geldiniz" diye karşıladı.

Kanatlarını yerleştirirken, Mıncık sordu "Siz göklerin hakimisiniz. Biz toprakla uğraşan bir Karınca ailesiyiz. Anlatır mısınız lütfen, turuncu çekirdekten nasıl bir çiçek çıkar?" Bu arada Gamgana Kuşu ayağının sargılarını düzeltirken, Mıncık sözüne devam etti;

"Sizin çok gördük ve bildikleriniz var. Bende çok öğrenmeye meraklıyım. Sizi ailemle de, tanıştırmak istiyorum."

"Ah. Sormayın. Sizin ayçiçeğinize benzeyen, renkli bir çiçek çıkar. Çok güzel de kokusu vardır. Kekik gibi de, güzel kokar" dedi Gamgana Kuşu gözleri yaşlı. 

"Biraz evimi özledim. Sizlere anlatıyım mı?"

Gamgana Kuşu gözleri daha da dolarak onlara hiç duymadıkları ve gözlerinin önüne getiremedikleri yerlerden bahsetti. 

Gamgana Kuşunun dedikleri Mıncık'a pek anlam ifade etmiyordu ama vakti de olmadığı için daha fazla soramadı.

"Artık hava kararıyor. Evinize gecikmeyin" dedi Rıfat Kaplumbağa ve koruyucu Mehmet Kirpi.

Gamgana Kuşu bilgili, ve çok yer gezdiği için bir kuşa göre fazla konuşuyordu.

Bu sebepten dolayı Gamgana Kuşunun, bir cins muhabbet kuşu olduğunu düşündüler. 

* * *

Mıncık, Gamgana'nın çok güçlü hislere sahip olduğunu anladı. Gamgana'da, Mıncık'ın çok meraklı olduğunu anladı. Mıncık hava ile ilgili çok soru sorduğu için, Gamgana ona değişik kıtaların rüzgarlarından bahsetti. 

"Duruma, zamana, ortama göre ayak uydurmak lazımdır. Korunmanın sırlarından biri budur. Rüzgârlı günlerde rüzgârsız günler gibi hareket edemezsiniz" dedi Gamgana.

Biraz da insanların nasıl farklı olduğundan söz etti.

Gamgana insanları örnek göstererek Mıncık'a ne gibi hatalar yapılabilir söyledi. "İnsanlar haklı olarak bilime çok önem verirler" dedi Gamgana. "Ama fazla detaylar içinde kaybolunca artık hisleriyle hareket etmeyi unuturlar.” Hislerine çok fazla güvenemezlerdi ve bu yüzden de insanlar her şeyi ölçmeye ve bir kalıp içine koymaya, çok meraklı olmuşlardı. Mıncık'a "Duygu ve His Faktörü"nün hiç bir zaman ölçülemeyeceğini söyledi. 

RuzgarEgitimi5.png (365165 bytes)

Gamgana nasıl rüzgarı hislerinden anlayacağını Mıncık'a o gün öğretti.

Böyle bir tablo yaparak, çizelgelerin ve ölçülerin
 duyguları ve hisleri ölçemediğini gösterdi.

Gamgana, ayrıca, insanların sağduyu ve doğal olan şeyleri hep veri toplayarak semboller ile anlatmasını sevdiklerini söyledi.  

"Bu yüzden hep aletler icat ederler ama kullanırken yanlarında kılavuzlarını taşımıyorlarsa tersleri döner. Savaşları bile bu nedenle kaybeden medeniyetler olmuştur."

Mıncık eve dönünce ailesine her şeyi anlattı. Babası çok şaşırdı. Hiç kendisine bu kadar güvenen, kalın bacaklı bir kuş türü duymamıştı.

"Bukalemun'u aradıkları gibi belki de bu kuşu da arıyorlardı" diye düşündü babası. Baş Horoz'a durumu anlatmaya gitti. Baş Horoz zaten, savaş başlayana kadar veya iyileşip uçup gidene kadar Mehmet Kirpi Gamgana Kuşuna göz kulak olsun diye düşünmüştü. Bu nedenle de Baş Horoz, Mehmet Kirpiden ağacın dibinde bekleyerek korumasını istedi. Kirpilerin görevi toplumu her zaman korumak olmuştu. Mehmet Kirpi artık ağaç dibinde her gün Gamgana Kuşunu koruyordu.

Tüm Kirpilerin ismi Çanakkale'de Mehmet idi (bu gelenek ileri nesiller için de öyle devam edecekti). 

Mıncık'ta, Gamgana Kuşuna karşı merakından her gün gidip gelirken, Mehmet Kirpi ile çiftliğin son durumlarını konuşuyordu. Mıncık ZON SAVAŞLARI'nın yaklaştığını biliyordu ve oda Kasketli Karıncalar gibi kasket istiyordu. 

Mehmet Kirpi de bu aralar sohbet ederken Gamgana Kuşunu daha iyi tanıdı. Onu dost olarak gördü. Ama bu yoldan geçen bazı hayvanlar, çiftlikler tehlike altındayken böyle bir kuşun orada olduğundan rahatsız oluyorlardı. Zon Savaşları yaklaştığı için bu değişik kuşa nasıl güvenebileceklerini bilemiyorlardı. Yine de misafirdi ve onu rahatlatmak için çalışıyorlardı.

* * *

Bu arada fosforlu Bukalemun Kale etrafında yine görünmüştü. Çiftlik hayvanları endişelenmişti.

Ayrıca, Gamgana Kuşundan rahatsız olanlar, kuşun daha uzak bir yere götürülmesini istemişlerdi. Aslında,  etraftaki tehlikeli durum yüzünden, kuşun gitmesini istiyorlardı.

Bu arada hep kötü haberler gelmeye devam ediyordu. Bir ördekten kaç gündür hiç ses çıkmıyordu. "İnşallah bu ördeğin başına, bir kötülük gelmez. Açıkcası, Gamgana'da beni biraz huylandırıyor." diye söyledi kayıp ördeği tanıyan bir ördek.  

"Merak etme zaten uçamıyor. Ayağı da burkulmuş" dedi arkadaşı.

Fırtınalı bir günde Mehmet Kirpi yokken, bekçi Kaplumbağa, Gamgana'nın başına bir şey gelmesin diye, onu daha sağlam bir kovuğa bırakıp kilitlemişti. Gamgana Kuşunu yalnız ve kilitli olarak orada bırakmak hiçine sinmemişti. Ayağı daha iyiydi ama topallıyordu. Bekçi Kaplumbağa acıdığı için taşınmasına ve boya fırçalarını toparlamasına yardım etti. 

"Sen artık uçup gitmeyi hiç düşünmüyor musun?" diye sordu bekçi Kaplumbağa.

"Nasıl gidebilirim bu ayakla?" diye cevap verdi Gamgana.

"Evet bizde senin bu haline üzülüyoruz ama artık gitmeni isteyenler var. Hatta senin hep bu kovukta ZON SAVAŞLARI bitene kadar kilitli olmanı isteyenler de var. Biz bu savaşa hazırlanmakla meşgulüz. Belki sana da eskisi kadar iyi bakamayacağız" dedi.

Bu arada yardımcı Kaplumbağa geldi;

"Kusurumuza bakma Gamgana Kuşu, acelemiz var. Zon Dışı haberi yüzünden artık çiftlik için ortak savunma planlarımızı geliştiriyoruz. Bugün sana Türk kahvesi ikram edemeyeceğiz" dedi. Sonra ilave etti; "Seni daha iyi tanısaydık seni de katardık bu savunma planlarımıza. Bizim pek işimize yaramayan bir Kunduz var. Onun yerine sen yardım ederdin."

Gamgana Kuşu o gün Mıncık ve Mehmet Kirpiyi özlemişti. Ama evini daha da özlemeye başlamıştı.  Verdikleri boyaları yanına almıştı. Hava karardı, biraz soğuk ve fırtınalı gibiydi. Ağacın dalları "GÜM GÜM" etrafa vuruyordu. Ama yeni bir tablo yaparken kendini çok da yalnız hissetmedi. Gözünün önüne geçmişinden güzel şeyler getirdi. Bu arada tüyleri de fevkalade bir başlık şeklini aldı. Renklerini tarif etmek mümkün değildi. 

 

Ertesi gün Mehmet Kirpi Gamgana Kuşuna vitaminlerini getirdi. O arada sohbet ettiler.

"Kim bu düşman?" diye sordu Gamgana Kuşu.

"Uzak denizlerden geliyorlarmış. Çiftliğimizin temellerini beğenmiyorlarmış. Topraklarımızı dengeleyeceklermiş. Ayrıca, tuhaf ve değişik düğümler yapıyorlarmış yeni öğrendik."

"Nasıl düğümler?" diye sordu Gamgana.

Toplantıda duyduklarını anlatı Mehmet Kirpi. "Hayvanlar aramızda düğümü gezdirdik, bakıp düşündük daha iyi anlayalım diye" dedi.

Mehmet Kirpi cebinden Karga'nın, Açgözlüler'in gemisinden getirdiği ip parçasını çıkardı." 

Düğümü görür görmez, "Ah! Ben o Açgözlüler'i bilirim" dedi Gamgana Kuşu.

Hemen gagasıyla düğümü çözdü. Ne tür yosun ipinden de olduğunu söyledi.

Hep göçte olduğu için Gamgana Kuşu hem farklı düğümlerden, hem de çadırlardan iyi anlardı. Bu yüzden çadırı çok iyi kurar ve yapardı.

Rüzgardan da iyi anladığı için, en sağlam düğümler de nasıl yapılır iyi bilirdi.

 

 

Ertesi gün Gamgana Kuşu için özel bir gündü. Gaga, tırnak ve tüy bakım günüydü.

Bu arada kuşu iyi incelemek için Kale'den Kasketli Karıncalar da geldi. Yanların da düğüm uzmanları vardı. Gamgana'ya bir kaç soru sormak istediler.

"O düğümün nasıl çözüldüğünü nereden biliyorsunuz?" diye sordu düğüm uzmanı.

"Ben kuzey yönünden yeni geldim. Uçarken onların gemilerinde nasıl düğüm yaptıklarını gördüm."

Karıncalar, Gamgana'nın doğruyu söyleyip söylemediğinden emin değillerdi.

Düğüm uzmanı dönüp gitmeye hazırlanırken, Gamgana Kuşu arkasından seslendi ve ilave etti "Ben nasıl yapıldığını da bilirim" dedi. İp ve düğüm uzmanı hemen geri döndü. 

Gamgana hemen resimler çizerek anlattı ve yardımcı oldu. Gamgana Kuşu çok yetenekliğiydi.

Bu Açgözlüler'in düğümleri uzmanların bildiği şekillerden biraz farklıydı. Ama Gamgana iyi biliyordu ve uzmanlara bu konuda çok bilgi verdi.

***

Kaleden emir geldi. Gamgana Kuşu "Dost Kuş" ilan edildi ve iyileşene kadar rahat etsin diye onun daha geniş bir kovuğa geçirilmesine karar verildi.

Kasketli Karıncalar o gün bir lokma helva getirmişlerdi.

Daha önce de belirtildiği gibi, Gamgana Kuşu muhabbet kuşu gibi sohbet etmeyi çok severdi. Ama karıncaların çok vakti yoktu.

Hemen sordular "Ne tür yosundan yapılmış, bilginiz var mı?"

"Kimyevi maddesi T2V30" dedi. Anladılar ki kuştan çok şey öğrenebilirler.

O gün Mıncık'a anlattığı gibi, Gamgana Kuşu onlara uzak denizlerde rüzgar nasıl eser, uzak kıta kuşları o durumlarda neler yapar. Afrika ve Asya'da rüzgar gemilere nasıl tesir eder anlattı.

Ayrıca, oradaki gemileri yöneten insanların, bu tür şeyleri artık anlamakta zorluk çektiğini söyledi. "Bir çok şeyin farkına varamıyorlar, çünkü duyguları körelmiş. Ayrıca geyik dilinde Chat Chat sohbet ederken, çok boş laf kullanınca, neden ve nereye gittiklerini bazen unuturlar" dedi.

"O kadar boş laf oluyor ki bazen, bu gemilerde ki kuşlar bile nereye gittiklerini unutuyorlar çünkü, yemeyi ve içmeyi de bu insanları taklit ederek öğreniyorlar. Yemek yeme alışkanlıkları da değiştiği için, tokluktan gemilerin direklerinden yere düşüp bayılıyorlar. Bekleyen vahşi kuşlar kendi yuvalarını yapmak için sonra düşen kuşların tüylerini bir güzel yoluyorlar. Bu durum hayvanlarda da, doyumsuzluğa neden oluyor. Tokgözlüler aralarında çok nadir oluyor" diye ekledi.

***

Bir gün Mehmet Kirpi vedalaşmaya geldi. "Artık sizi ziyaret edemeyeceğim, savaşa gidiyorum" dedi. Size bu bastonu yaptım, iyileşene kadar belki kullanırsınız. "Güvenli bir yolculuk geçirmenizi diliyorum" dedi.

Bu haberi alınca, Gamgana Kuşunun gıdık ve göğsünün üzerindeki tüyler üzüntüden soldu.

"Hedeflerini iyi bil ve kendini iyi koru" diye seslendi Gamgana. 

 

Mehmet Kirpiye son anda oklarla mesaj gönderme 
hakkında da bilgilerini de paylaştı. 

Gamgana gerçekleri çok iyi bildiği için Mehmet Kirpiyle 
nasıl iyi korunabileceği hakkında bildiklerini paylaştı.

Bilgilerini paylaşırken bu işaret ve göstergelerle pekiştirdi.

Sisli bir gün Gamgana Kuşu yok oldu. Haberi duyunca şüpheci Ördek “İşte bak sana demedim mi güvenme bu kuşa!" diye söylendi.

Oysa Gamgana, sis yüzünden tüylerini iyi şekillendirememiş ve dışarı çıkmıştı. O sırada, yeni ve renkli bir çadır kurmaya karar vermiş, çalışmaya yeni başlamıştı ki, o anda bayıldı, tam kendine gelmeye başladığında da, uzaktan bir Kelaynak’ın yardımına geldiğini gördü ve onu hemen tanıdı.    

Kelaynaklar, Gamgana ile çok iyi geçinirlerdi.Yurtdışı yolculuklarında birbirlerine yol gösterir ve yardım ederlerdi.

Gamgana'nın ayağının hala kötü olmasına rağmen, Kelaynak ona uygun ve iyi bir uçuş planı hazırlamıştı. Bilirsiniz, Kelaynaklar yaptıkları zarif uçuşları sayesinde, bu tarz planlamalarda çok başarılı ve tecrübeliydiler. Mantık, duygu ve "His Faktörü" onları yönlendiren en kuvvetli rüzgar gibiydi. Daha önce de bahsettiğimiz gibi uçuşları hayrete düşürecek kadar güzel ve zarifti.

Kelaynak ailesi, sis kalktıktan sonra Gamgana'ya güzel ve güneşli bir günde veda edip, yol gösterdiler. Gamgana'da ayrıldığına çok üzüldü, ama hayattaki sorumlulukları nedeniyle uçup yoluna devam etmesi gerekiyordu. Arada tüylü oklar ile birbirlerine aileleri hakkında mesaj yollamaya karar vermişlerdi. Her zaman iyi geçinmeye kararlıydılar.

 

Gamgana kuşunun kendi tüyü ile birlikte bıraktığı not.

 GamganaTuyMesaj.jpg (31248 bytes)

 

Gamgana kuşunun notunda şöyle yazıyordu:

"Size bıraktığım bu renkli tüy benim kalbimden bir parçadır. Dünyada gördüğüm çok şeyi temsil ediyor. Bu göçüm de, o kadar değişik şeyler gördüm ki, sevinçli ve hüzünlü duyguların tümünü bilerek yaşamak ve iyi kararlar vermek bazen zor oldu.

Bu tüydeki renk, diğer renklerden biraz daha farklıdır. Bu renk kendilerini iyi tanıyanlarda daha kuvvetlidir. "Huzur Rengi." Mühim olan bu saf rengi her zaman kalbimizde saf olarak tutabilmektir. Diğer renklerin bu rengi etkileyip bozmasını engellemeliyiz. Öbür renklere göre bu rengin bir diğer özeliği de coşku sesi çıkarmasıdır. Bu renk gördüğünüz tüm çiftlik çiçeklerinde yankılanır.

Biraz da diğer renklerden bahsedeyim. Tüylerimin açık renkleri, gördüğüm güneşli günleri, koyu renkleri, gördüğüm kara bulutlu günleri, mavi renkleri, Allah’ın bize verdiği güzel deniz ve gökyüzünü, kırmızı, kendimden fedakârlık yaptığım zaman ki hislerimi temsil ediyor. Siyah, üzüntü ile oluşan hislerimi temsil ediyor.

Tüylerimin üstümden dökülmesi her şeyin fani olduğunu bana hatırlatıyor. Kelaynak dostlarım bunu iyi bilir. Uçup kaybolduğunda, değer verdiğimiz şeylerin elimizden nasıl kaybolabileceğini hatırlatıyor. Tüylerimin aldığı başlık gibi şekiller, bulunduğum ortam ve rüzgarın zamanla oluşturduğu ve derinleştirdiği çizgilerin etkisidir.  

Vücudumun ısısı ile sıcak kalan tüyüm, size ulaştığında beden ısımın tüyde etkisi kalmayacaktır ama yaşadıklarımız, ve paylaştıklarımız size belki yardımcı olacaktır.

Herkesin kalbindeki renkler farklıdır. Ama, lütfen bilin ki, yaşadığımız bu hayatın tüm duygularını temsil eden bu tüyde siz de kendinizi göreceksiniz. Hislerinizden, duygunuzdan ve içgüdünüzden hiç bir zaman kopmayın.

Size bıraktığım bu renkli tüyümün siz ve kahraman çiftlik dostlarıma, bu zor günlerinizde farklı ve renkli dünyanızda, çiftliğinize daima barış getirmesini diliyorum. Sizde misafir kaldığım sürede yaptığım çadırları bırakıyorum. İçinde kaldığım zaman bu çadırların renkleri bana dünyanın bir parçası olduğumu hatırlatır. Bu çadırlar da tüylerim gibi hayat tecrübelerimi ifade eder. Kelaynak dostlarım, sizin Büyük Anıt Tepe’nizden bahsetmişti. Bana çizdikleri uçuş planına göre, onun üzerinden uçacağım. Oradan aldığım ilham ve gayret ile yolumun geri kalanında bana çadır lazım olmayacak.

 

 

Bu çadırları kurarken düğümlerinizi sağlam bağlayamazsanız üzülmeyin. Çadırlar şekil değiştirebilir, ama merak etmeyin sağlamdır ve sizi korur. Çadırın dışında bulutların üstünde uçtuğumda ve etrafı kuş bakışı ile tepeden gözlemlediğim zaman, gökyüzü ve yeryüzünde gördüğüm tüm renklerin ve hissettiklerimin bir manası var. 

Bu hissedilen mana ile varlığınızı ve değerlerinizi iyi tanıyarak, 
ve kıymetini bilerek kendinizi daha iyi koruyacaksınız.

GamganaHediye2.jpg (33219 bytes)

Birde size topladığım taşlardan 
bir kolye yaptım.

Arzu ederim ki, desenlerine bakarak bu kolyeyi takanlar ve görenler, renklerle dolu ve karışık hayatımızda hedeflerimizi ve ilkelerimizi hiç bir zaman unutmamız gerektiğini hatırlasınlar.

Kanatlarımın arasındaki tüylerime sıkışmış, bir kaç turuncu çekirdek daha düştü. Mıncık onları sevgi dolu ilgisi ile dikerse onlardan da çok güzel çiçekler çıkar. Size barış, huzur ve mutluluk diliyorum."

Gamagana Kuşu ayrıldıktan bir kaç gün sonra, Çanakkale Çiftliği'ne Gamgana'nın gökten düşdüğü yerde gömülü kalan çekirdekten, Ayçiçek tarzında bir çiçek çıktı. Aynı zaman da Mıncık'ın merak ve sevgi ile suladığı turuncu çekirdekten de böyle bir çiçek çıktı. O çok sevdiği tünel çıkışından geçerken hep Gamgana'nın ona öğrettiklerini hatırlardı.

  

 


© 2008 Çanakkale Çiftliği
Her Hakkı Saklıdır
Atatürk Günlüğü | Kriweb Hosting