2015'e Doğru
"AMABLE KANGURU ÇANAKKALE'DE"
Barış ve Savaş Arasında

 

İngilizce
"AMABLE KANGAROO VISITS GALLIPOLI"
Between Peace & War

Güneşli bir gün Van Kedisi, kuzeni Ankara Kedisi ile duvara tırmanırken “Vızzzzzzzzzzz” diye bir ses duydular. Ördeklerin arasına bir ok hızla düştü. Ördeklerin panik ile kaçışmalarından, etraf tüylerle dolmuştu. Merak eden Van Kedisi ve Ankara Kedisi, Ördeklerin uçuştukları yere doğru yavaşça sürünerek yaklaştılar. Ördeklerin tüylerinin arasında Gamgana’ya ait olduğu belli olan renkli bir tüy ve not, yere saplanan okun üzerinde gördüler.  

OkTuyNot.jpg (51503 bytes)

Notta:

“Sevgili dostlarım, sizin yaşadığınız yerleri görmek isteyen bir kanguru yavrusuyla yakında ziyaretinize geleceğim” diyordu.

Çiftlik hayvanları bu notu okuyunca çok sevinmişlerdi. Uzun zamandır çiftliği ziyaret etmeyen Gamgana’nın gelecek olması ayrı bir heyecan katmıştı.

Gamgana yine Afrika’dan, Avrasya’ya göç eden sürüden ayrılarak, Avustralya’ya kadar uçmaya karar vermişti. Daha öncesinde de bir kere Avustralya’ya kadar uçmuştu ve orada dostlar edinmişti. Tüm yolculuklarını bu dostlarına anlattı ve bilhassa Çanakkale’de edindiği dost Kelaynaklardan, Mehmet Kirpi’den, Mıncık’dan ve tüm çiftlik hayvanlarından sıkça bahsetti.

Çanakkale tarihini anlatırken, Gamgana oradaki hayvanların atalarının da savaştığını öğrenmişti. Çanakkale’nin tarihini merakla dinleyen kanguru torunlarından yavru bir kanguruya, bir dahaki göçünde onu da yanında Çanakkale’ye götürme sözü vermişti.  

Amable adındaki bu yavru kanguru da 
Mıncık gibi yanında büyüteç taşırdı.

 

Seyahatten önce Çanakkale’ye gitmek isteyen arkadaşlarıyla sürekli mektuplaşıyordu. Böylelikle Çanakkale’de buluşabileceklerdi. En yakın arkadaşı Yeni Zelandalı Coco Koala idi. Coco, Çanakkale'ye gemi ile gidiyordu. Gemiye bindiğinde, arkadaşının gelememesine üzülmüştü. 

Koala.jpg (51589 bytes)

Ancak şimdi Amable, Gamgana ile birlikte daha hızlı gidecekti. Annesi özenle hazırlayıp, katladığı paraşütü küçük kesesine koymuştu. Gamgana’nın gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu. Bekleyişi fazla sürmedi.

Ufukta görünen Gamgana, zarif bir şekilde sol kanadını hafifçe yatırarak, inişe geçmişti. Kelaynaklardan öğrendiği uçuş tekniklerini ve tepeden kuş bakışını, her zaman olduğu gibi Sydney’e inerken de kullanmıştı. Opera binasının üzerinden geçerken denizde yüzen balıkları selamladı. Bu arada, önceden hazırladığı okunu ineceği yere atmıştı. Oku gören diğer hayvanlar da Gamgana’nın ineceği yere toplandılar.

Anzak kayıplarını anmak için inşa edilmiş olan, Anzac War Memorial anıt binasının önündeki havuzun bahçesine indi. 

Amable, daha önceden anlaştıkları bu buluşma yerinde bekliyordu. Gamgana’nın zarif inişini görünce hoplaya hoplaya yanına kadar gitti. Annesi de peşinden yetişmeye çalışıyordu.

O akşam Amable için uğurlama partisi yaptılar. Herkes onu uğurlamak için partiye geliyordu, çünkü Çanakkale onlar ve ataları için değerli bir yerdi. Parti, barış sembolleri olan, Anzac War Memorial anıt binasının bahçesinde yapılıyordu.

Gamgana, Amable’ın paraşütünü kontrol etti. Annesi gerçekten güzel bir paraşüt yapmıştı. Ayrıca kesesine paraşüt ile beraber en sevdiği bisküvileri ve büyütecini de koymuştu. Amable ertesi gün yapacağı yolculuk için çok heyecanlıydı. Arkadaşlarıyla yazıştığı mektupları da yanına almıştı.         

Mektupları gören Gamgana sordu:

“Bunlar arkadaşlarının gönderdiği mektuplar mı?”

“Evet, ne zamandır yazışıyoruz. Onlar çoktan yola çıktılar bile” dedi Amable.

“Ne güzel, dünyanın dört bir yanından Çanakkale'de buluşmaya geliyorlar” dedi Gamgana. Amable'de bunu merak ediyordu ve Gamgana’ya sordu:

“Peki, ben de arkadaşlarımla orada buluşabileceğim değil mi?”

Gamgana cevap verdi:

“Tabi ki buluşabileceksin. Hem belki biz onlardan daha önce varırız.”

***

Amable ile Gamgana Çanakkale’ye yaklaştıklarında, komşu toprakların üzerinden geçerken, eski medeniyetlerin kalıntılarını gördüler. Kurak toprakları canlandıran nehirleri gördüler. 

Nehir.JPG (21364 bytes)

Şelaleler, kanyonlar, uçurumlar, vahalar, mağaralar ve gökkuşaklarını gördüler. Ancak uzak ufuklarda kara bulutlar da vardı. Amable daha önce bu kadar kara bulutlar görmediği için Gamgana’ya dönerek,

“Bizim kıtamızda bu tür bulutlar neden olmuyor?” diye sordu.  Gamgana üzgün bir ifade ile cevap verdi:

“Bu gördüğün kara bulutlar savaş bulutlarıdır. Buradakiler kara bulutlu günleri yaşıyorlar.”  

Yaklaştıkça Amable anladı ki kara bulutların bir kısmının nedeni, yanan petrol kuyularıydı. Aşağıya baktıkça, Amable kömür renginde, iskelet gibi evler, ateş ve yanan arabalar gördü. Bu evlerin ve arabaların kartondan yapıldıklarını zannetti. Bir anlam veremedi.  

Yollarına devam edip Çanakkale’ye yaklaştıkça Amable’nin içine huzur dolmuştu. Az önce gördüğü kara bulutların kasvetinden kurtulmuşlardı. Masmavi denizi, yemyeşil Gelibolu ormanlarını, Boğazın iki yakasındaki ayçiçeği tarlalarını gördükçe kendini evinde gibi hissetmeye başlamıştı bile.  

DenizGunes.gif (39715 bytes)

Çanakkale’ye yaklaşınca Gamgana, Amable’a paraşütünü hazırlamasını söyledi. İniş vakti yaklaşıyordu. Heyecanla paraşütünü takan Amable atlamak için hazırdı. Gamgana onu, Büyük Anıt Tepesinin üzerindeyken bıraktı.  

Bir anda havada boşlukta kalan Amable, çıkartmaya katılan dedeleri gibi, olgunlaştığını hissetti. Paraşütünün ipini çekerek aşağıya doğru süzülmeye başladı. Paraşütü ile süzülerek kısa sürede toprağa yaklaşmıştı. 

Küçük ayaklarının üzerine düşmeden önce içinde hafif bir korku belirse de, yere ayak basınca bu korku yerini heyecan ve meraka bıraktı. 

Telli Turnalar bir Kanguru'nun paraşüt ile havadan düştüğünü görünce, Büyük Anıt Tepesine doğru kanat çırptılar. Vardıklarında yavru bir Kanguru onları bekliyordu. Aralarında konuşan Turnalar Kanguruya isim bile taktılar. Gülüşerek birbirlerine "Uçan Coni Kanguruyu" gördün mü? diyorlardı. Hayvanlar göklerde paraşütle uçan Kanguruyu izlerken kendilerini de hayal ettiler.  

CivCivParasut.gif (31031 bytes)

 

PenguenParasut.png (29725 bytes)

ZurafaParasut.JPG (29303 bytes)

Çocuklarda paraşüt yapmak istedi, 
ama tehlikeli olduğunu biliyorlardı.

 

Prof. Hasan Telli Turna, Kanguruya yaklaşarak:

“Sen Gamgana’nın haber verdiği Kanguru musun?” diye sordu. Amable ürkek ve çekingen bir eda ile:

“Evet, ben oyum. Adımda Amable” dedi.

“Hoş geldin Amable, ben Profesör Hasan Telli Turnayım. Korkmana gerek yok, zaten arkadaşlarınla birlikte olacaksın. Ben sizin rehberiniz olacağım” dedi.

Bu arada, Bursa’dan gelen İpek Böceklerinden birisi, tiz sesi ile bağırarak:

“Bakın! Bakın! Denizden de yeni gelenler var” diyerek uyardı. 

Bütün hayvanlar Büyük Anıt Tepesinden denize doğru baktılar. Biliyorlardı ki, Anzak anma günü yaklaştıkça dünyanın dört bir yanından hayvanlar Çanakkale’ye ziyarete gelirlerdi. Kara'dan, Hava'dan, Deniz'den. O hafta, Çanakkale Boğazı sırtlarına göçmen kuşlar da yerleşiyordu. Aralarında, Fransa’nın savaş yaşamış Normandy bölgesinden gelen, bir misafir Horoz'da vardı.

 HorozFransa.JPG (19941 bytes)

Amable denize baktığında geçmiş tarihinde savaş yaşamış Hawaii'nin Pearl Harbor’undan gelen beyaz Balinalara, Akdeniz Foklarının yol gösterdiğini gördü. Havaya baktığında da ilginç bir olay gördü. Büyük bir Kartal, pençelerinin arasında etrafa bakan bir Rakun ile birlikte onların bulundukları noktaya doğru geliyordu.

Amable’ın sürekli mektuplaştığı bir Kartal vardı, ama bu o muydu bilmiyordu. Rakun ile beraber Büyük Anıt Tepesine indiklerinde kendilerini tanıttılar. Lingua Franca konuşan Kartal:

“Ben Sam” dedi. Ardından Rakun yeni gelişen Esperanto’suyla:

“Benim adım Alexander” dedi.

Amable, Kartal’ın mektuplaştığı arkadaşı olduğunu hemen anladı. Amable Kartala doğru yaklaşarak kendisini tanıttı. İki arkadaş birbirleriyle hasret giderdiler. Sonra Amable, Rakun'un mektuplaştığı arkadaşı olduğunu da anladı. 

 

 

Bu sırada Prof. Hasan Telli Turna ziyaretçileri toplayarak, anlatmaya başladı,

“Bu toprakların sahiplerinin bu topraklar için nasıl cesurca savaştıklarını duymuşsunuzdur. Ayrıca bazılarınızın ataları bu savaşlarda can vermişlerdir. Ama unutmayın ki, artık hepsi huzur içinde yatmaktadırlar ve Büyük Komutanımızın dediklerini de sürekli hatırlayınız:

"Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! 
Burada bir dost vatanın toprağındasınız huzur içinde uyuyunuz. 
Sizler Mehmetçik'lerle yan yana, koyun koyunasınız. 
Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar, gözyaşlarınızı siliniz. 
Evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. 
Huzur içindedirler, onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.
"
” 

Ataturk1934MagnanimousGallipoliMessage.jpg (54783 bytes)

Prof. Hasan Telli Turna, Çanakkale’yi anlattığı sırada uzaklardan “GÜÜÜÜMM” diye bir ses geldi. Amable bu sesin yolculuğu esnasında üstünden geçtiği kara bulutlu komşu toprakların istikametinden geldiğini anladı. Çanakkale topraklarında yatan askerlerin mezarları bu ses ile yerinden oynamıştı. Tüm hayvanlar buradaki atalarının etrafta kara bulutlu günleri yaşayanlar varken nasıl huzur içinde yatabileceklerini düşünmüşlerdi.

Amable, Turnalara dönerek:

“Bize atalarımızın burada huzur içinde yattığını söylediler. Ataları savaşlarda ölmüş milletlerin torunları olarak biz onlardan barışın değerini öğrendik. Atalarımızın burada huzur içinde yattıklarını gördük ama anladık ki, uzaklardaki kara bulutlu yerler buradaki barışı tehdit etmektedir” dedi.

Manyas Kuş Cennetinden gelen tüm kuşlar aynı anda kafalarını onaylarcasına salladılar. Çanakkale’deki şehitlikleri ve savaşı iyi bilen Telli Turnalarda aynı fikirdeydiler. Bu nedenle savaşın bitip, sulhun başlamasının yüzüncü yılına doğru, barışın tehlike altında olduğunu tüm dünyaya anlatmaya karar verdiler.  

Amable kafasını çevirdiğinde yavaşça Gamgana'nın uzaklaştığını gördü. Onun hep orada olduğunu o anda anladı. Gamgana, dostluğun, daimi barışın sağlanması için Çanakkale'ye tüm dünyadan daha çok destek getireceğini vaat etti ve el sallayarak uzaklaştı.  

4Guvercin2.gif (12998 bytes)

"Yurtta Sulh, Cihanda Sulh."

Mustafa Kemal Atatürk

***

 

 


© 2008 Çanakkale Çiftliği
Her Hakkı Saklıdır
Atatürk Günlüğü | Kriweb Hosting